Archive for adana travestileri

Gilbert Taylor hayatını kaybetti

Gilbert Taylor hayatını kaybettiEşi Dee BBC’ye yaptığı açıklamada, Taylor’ın Birleşik Krallık’taki Wight Adası’nda bulunan evlerinde yaşama veda ettiğini açıkladı. Dee Taylor, vefat eden eşini “harika, kibar, neşeli, eğlenceli ve korkunç derecede yetenekliydi. Yapamayacağı hiçbir şey yoktu” sözleriyle anlattı.
“BENİ DR STRANGELOVE İLE ANIMSAYIN”
Hayatı boyunca onlarca filme imza atan usta görüntü yönetmeni, 2009 yılında BBC’ye verdiğinde röportajda, en çok Dr. Strangelove’daki işiyle anımsanmak istediğini söylemişti. Dr. Strangelove Taylor’ın uzun kariyerinde başta Star Wars (Yıldız Savaşları) olmak üzere hepsi birbirinden önemli filmlerde görüntü yönetmeni olarak çalıştı. Bunların arasında Roman Polanski’nin “Repulsion” (Tiksinti), Stanley Kubrick’in “Dr. Strangelove or: How I Learned to Stop Worrying and Love the Bomb” (Dr. Garipaşk) ve Alfred Hitchcock’un “Frenzy” (Cinnet) filmleri yer alıyor.   Beatles’ın rol aldığı komedi filmi “A Hard Day’s Night”, Richard Donner’ın çektiği korku filmi “The Omen” ve 1979 tarihli “Dracula” da, Gilbert Taylor’ın görüntü yönetmenliği yaptığı tarihe mal olmuş filmlerden…   

Ağız ve diş sağlığı için emzik en geç 2 yaşında bırakılmalı

Ağız ve diş sağlığı için emzik en geç 2 yaşında bırakılmalıEmzik, bebeğin çok huzursuz olduğu durumlarda sakinleşmesi için ya da yalnızca gece uykusunda verilerek kısıtlanmalı, sonrasında da tamamen ortadan kaldırılmalıdır” dedi.Sepet, annenin hamilelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenmesi nedeniyle bebeğin dişlerinin yapısal açıdan dirençsiz gelişebileceğini belirterek, annenin bu dönemde protein, kalsiyum, fosfor ile özellikle A, C ve D vitaminlari açısından dengeli ve yeterli beslenmesinin önemli olduğunu söyledi.İLAÇLAR DİŞLERİ GÜÇSÜZLEŞTİREBİLİRSepet, hamilelikte geçirilen enfeksiyonlar ve metabolik hastalıklar ile tetrasiklin ve talidomid gibi ilaçların kullanımının da dişlerin yapısal açıdan dirençsiz olmasına neden olabildiğini vurgulayarak, “Doğum komplikasyonları, doğum sonrası geçirilen enfeksiyonlar, metabolik hastalıklar, konjenital kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, dudak damak yarıkları, beslenme bozuklukları, tetrasiklin, kurşun ve aşırı fluorid alınımı da diş gelişimini etkileyebilecek doğum sonrası faktörlerdir. Hamilelik döneminde anne adaylarının ağız diş sağlığına özen göstermesi hem kendisi hem de doğacak bebeğin ağız-diş sağlığı açısından son derece önemlidir. Çünkü çürük yapıcı bakteriler, anneden bebeğe tükürük teması yoluyla geçiş gösterebilmektedir. Bu dönemde annenin ‘bebek ağız-diş sağlığı’ hakkında bilgilendirilmesi, ileride oluşabilecek sorunların önlenmesine yardımcı olur” diye konuştu.Emziklerin de emme sıklığına ve süresine bağlı ağız ve dişler üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini aktaran Sepet, şöyle devam etti:”Uzun süreli (3-4 yaşa kadar) emzik emme alışkanlığı, üst dişlerin öne, alt dişlerin içeriye doğru konumlanmasına, damak yapısında belirgin bir daralmaya (V şeklinde damak), ‘açık kapanış’ denilen alt ve üst çeneler arasında kapanış bozukluklarına ve konuşma bozukluklarına neden olabilmektedir. Ayrıca emziğin şeker, bal, pekmez gibi gıdalara batırılarak bebeğe verilmesi erken yaşta diş çürüklerinin oluşmasına neden olabilir. Emzik kullanımının 2 yaş civarında bırakılmasıyla dişlerde oluşan bozuklukların büyük bir oranda kendiliğinden düzeldiği görülebilmektedir. Uzun süreli emzik emme sonucu oluşan ağız ve diş yapısındaki bozulukların tedavisinde öncelikle bu alışkanlığın terk edilmesi gerekmektedir. Uzun süre emzik emen çocuklarda aynı zamanda parmak, dil emme ve yanlış yutkunma alışkanlıkları da görülebilmektedir. Alışkanlığın devam etmesini önlemek ve oluşan bozuklukların düzeltilebilmesi için ‘alışkanlık kırıcı apareyler’ ve ortodontik tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.”"DUDAK KENARLARINI VE ÇENEYİ TAHRİŞ EDEN EMZİKLER KULLANILMAMALI” Sepet, bebeğin emme refleksiyle dünyaya geldiğini ifade ederek, anne sütü alan, iyi gelişen, huzurlu bir bebeğin emzik emmeye zorlanmaması gerektiğini vurguladı.Emziğin, anne sütünü yeterince alamayan, mamayla beslenen, parmaklarını ya da giysilerini sürekli emmek isteyen, uyku sorunu yaşayan, huzursuz bebeklerde kullanılması gerektiğini dile getiren Sepet, şunları kaydetti:”Emzik emme tekniği ile anne memesini emme tekniği farklıdır. Anne sütünü emmeyi engellememesi için emziğin 1. aydan sonra kullanılması önerilir. Emzik genelde uykuya dalmak üzere olan bebeğe verilmeli, derin uykuya daldıktan sonra bebeğin ağzından çıkartılmalıdır. Ayrıca emziklerin kaynatılarak temizlenmesine özen gösterilmelidir. Ebeveynler ya da bebeğin bakımından sorumlu kişiler, emziği temizlemek için asla ağızlarına alıp temizleyerek bebeğe vermemelidirler. Bu yolla bebeğe çürük yapıcı mikroorganizmalar dahil birçok mikrop bulaşabilir.” EMZİKLERDE BİSPHENOL A TEHLİKESİNE DİKKAT EDİNSepet, yıpranmış ve yarıklar oluşmuş eski emziklerin kullanılmaması, emziklerde “Bisphenol A” gibi zararlı maddelerin bulunmadığından emin olunması ve silikon ya da kauçuktan yapılmış emzik kullanımının tercih edilmesi gerektiğine işaret ederek, bebeklerin, silikon emziklere yumuşak ve pürüzsüz yüzeyleri nedeniyle daha kolay alıştığını, kauçuk emziklerin de çabuk eskimesi sebebiyle yapışkan hale geldiğinde değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.”Silikon emziklere göre daha elastik olduklarından diş çıkartma dönemlerinde kullanımları daha uygundur. Ancak kauçuk emziklerin allerji yapabileceği unutulmamalıdır” diyen Sepet, 0-6 aylık bebeklere anne memesine benzer olduklarından damaksız emzikler, 6 ay üzerindeki bebeklere ise damak gelişimini bozmayacak anatomik başlıklı emzikler verilmesini tavsiye etti.Sepet, seçilecek emziğin tabanının geniş, burun deliklerini kapatmaması ve tabanında hava akımını sağlayacak deliklerin olması gerektiğini vurgulayarak, “Dudak kenarlarını ve çeneyi tahriş eden emzikler kullanılmamalıdır. Bebeklerin ağız-diş sağlığı açısından diş hekimini erken ziyareti son derece önemlidir. 1 yaşından itibaren düzenli diş hekimi kontrolüyle olası birçok sorun önlenebilir. Emzik, maksimum 2 yaşında bıraktırılmalıdır. Çünkü emziğin uzun süreli kullanımı, ağız-diş yapısında kalıcı zararlara, konuşma ve telaffuz bozuklukları ile orta kulak enfeksiyonlarına da neden olabilmektedir. Emziğin bıraktırılması kolay bir durum değildir. Emzik kullanımının süre ve sıklığının azaltılmasıyla bu sürece başlanmalıdır. Emzik, bebeğin çok huzursuz olduğu durumlarda, sakinleşmesi için ya da yalnızca gece uykusunda verilerek kısıtlanmalı, sonrasında da tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Çocuğun emzik emmeyen yaşıtlarıyla sık sık bir araya getirilmesi, ödül yöntemleri, stresli anlarında alternatif yöntemlerle çocuğun rahatlatılması, ilgisinin başka alanlara çekilmesi, sevgi ve sabır temelli yaklaşımlarla bu zor süreç aşılabilir” değerlendirmesinde bulundu. 

Yunanistan’ın Thassos Adası yanıyor

Yunanistan'ın Thassos Adası yanıyorThassos Belediye Başkanı Kostas Haciemmanuil, tüm çabalara rağmen bölgede esen şiddetli rüzgarlar nedeniyle yangının halen kontrol altına alınamadığını belirterek, gece verilen aranın ardından sabah erken saatlerde yeniden başlayan yangın söndürme çalışmalarına 5 yangın söndürme uçağı ile bir helikopterin yanı sıra, çok sayıda itfaiyeci ve gönüllü vatandaşların katıldığını söyledi.Adadaki yangının kontrol altına alınması için Doğu Makedonya ve Trakya bölgesindeki tüm itfaiye birimlerinin alarma geçirildiğini ifade eden Haciemmanuil, yangının yayılmasını önlemek için orduya ait çok sayıda zırhlı aracın da Thassos’a getirildiğini belirtti. Haciemmanuil, üç gündür süren yangında, adada 1989 yılında çıkan büyük yangının ardından ekilen ağaçların büyük bölümünün yandığına işaret etti.Diğer yandan, kısa bir süre önce başkent Atina yakınlarında çıkan orman yangınlarıyla ilgili iki vatandaşın gözaltına alındığı bildirildi.Yapılan açıklamada, Attiki bölgesinde Markopulu ve İerovuni’de çıkan orman yangınlarıyla ilişkili olarak Kapandriti ve Oropo’da yakalanan 67 ve 56 yaşındaki kişilerin otomobillerinde yapılan aramada şişe ve bidonlar içerisinde yanıcı madde ele geçirildiği belirtildi.Yunanistan’da, başkent Atina’nın da yer aldığı Attiki bölgesinde art arda çıkan yangınların ardından ormanlık alanlara gece saatlerinde giriş ve çıkışlar yasaklanmıştı. 

Masa başı çalışanlar dikkat

Masa başı çalışanlar dikkatBaşlarda egzersiz ve ağrı kesiciyle tedavi edilebilen ağrılar, ilerleyen zamanlarda kronik hastalıklara dönüşebiliyor. Özellikle oturarak çalışanlarda rastlanan bel ağrıları, kişinin bel fıtığı olma riskini de artırıyor. (Bu haberde etiket olarak travesti kelimesi kullanılmıştır.) Stresli çalışma koşulları altında şiddetlenen ağrılara karşı en iyi çözüm ise doğru bir oturma şekli ve düzenli egzersizler… Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Doktoru Mustafa Çorum ile bel ağrılarına karşı ne tür önlemler alınması gerektiğini konuştuk…    Bel ağrılarını tetikleyen faktörler nelerdir? 45 yaş altındaki çalışanlarda fiziksel fonksiyonları kısıtlayan nedenlerden biri de bel ağrısıdır. Biz çalışanlarda bel ağrılarını tetikleyen faktörleri üç grupta toplayabiliriz. Bunlar işle ilgili, kişisel ve psikolojik faktörlerdir. İşle ilgili riskler; ağır işlerde çalışmak, uzun süreli aynı pozisyonda çalışmak ve öne eğilerek çalışmaktır. Kişisel faktörler olarak; kondisyon eksikliğinin yani hareket azlığının, sırt-bel kaslarının güçsüzlüğünün, şişmanlık ve sigara içmenin bel ağrısını tetiklediğini söyleyebiliriz. Psikolojik faktörleri ise çalışanın işindeki memnuniyetsizliği, monotonlaşan iş koşulları ve stres olarak sıralayabiliriz.Bel ağrılarından korunmak için neler yapılmalı?Günlük yaşam ve iş ortamında belimizi doğru kullanmalıyız. Mesela ayaktayken veya otururken duruşunuza dikkat edin. Ağır eşyaları doğru bir şekilde kaldırın ve taşıyın. Doğru uzanın, doğru dönün, doğru öne eğilin. Yatağınızı iyi seçin, doğru uyuma pozisyonunda uyuyun. Düzenli egzersiz yapın. Kondisyonunuzu iyi tutun ve bel ağrılarını tetikleyen risk faktörlerinden mümkün olduğunca uzak durun.Masa başı çalışanlar nelere dikkat etmelidir?Çalışanlar otururken her zaman sırtı sandalyeye değecek şekilde oturmalı ve bel kavsini koruyacak bir yastık kullanmalıdır. Çalışma sırasında omurganın aşırı derecede öne ve arkaya gerilmesi veya yanlara bükülmesini oluşturan hareketler ve pozisyonlardan kaçınmalıdır. Bilgisayar ekranı çok uzak olmamalı, ekran göz hizasının ne çok üstünde ne de çok altında olmalıdır. Dizler 90 derecelik bir açıda duracak şekilde çalışılmalıdır. Gün içinde ara ara molalar verilip kas ve eklemlere dinlenme ve yenilenme fırsatı verilmelidir. Ara ara koltuk ayarları değiştirilmelidir. Bu sayede koltuk ayarı eklemlerin duruşunu da değiştirdiği için koltuğun neden olduğu kas ezilmelerini ve gerilmelerinin de önüne geçebiliriz. Bel ağrısı ne zaman tehlikeli olmaya başlar. Yani beli ağrıyan bir hasta ne zamandan sonra hekime başvurmalı?İnsanlar ömrü boyunca en az 1 kez bel ağrısına yakalanıyor. Ama bunların çoğu genelde ilk 1-2 hafta içinde geçmektedir. Mesela ağır kaldırma ve zorlanmaya bağlı bir bel ağrısında istirahat, basit ağrı kesici ilaçların kullanımı ve sıcak veya soğuk uygulamalar önerilir. Bu tedaviye rağmen birkaç günde iyileşme yoksa bacağa yayılan ağrı ve uyuşma mevcutsa, idrar ya da dışkı kaçırma oluyorsa, ayak ya da bacakta güçsüzlük başlamışsa kesinlikle hekime başvurmak gerekir.Bel ağrılarında etkin tedaviler nedir? Ameliyata gerçekten çabuk mu karar veriliyor? Daha öncesinde neler yapılabilir?Bel ağrılarının yüzde 98′i ilaç ve egzersiz tedavisiyle giderilecek rahatsızlıklarken, sadece yüzde 2′sinde ameliyat endikasyonu vardır. Tedavi bel ağrısını oluşturan nedene bağlı olarak belirlenir. Tanıyı koymak için röntgen, tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleri ve laboratuvar tetkikleri gerekli olabilir. Cerrahi tedaviyi gerektiren bir hastalık söz konusu değilse, fizik tedavi, ilaç tedavisi, bel ve karın egzersizleri, enjeksiyonlar, manuel tedavi gibi konservatif tedavi uygulanabilir. Bel ağrılarında fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları ağrının azaltılması, kas spazmının giderilmesi, bel, karın ve kalça çevresindeki kasların kuvvetlendirilmesi ve postür eğitimine yönelik çok etkili bir tedavi uygulamasıdır. Bel ağrısından korunmak için düzenli egzersiz ve spor önerilir. Bel ve karın kaslarının güçlü olması, aşırı kas gerginliklerinin ortadan kaldırılması için yoga ve pilates önerilen sporlardandır. Yüzmenin de bel ağrısında çok olumlu etkileri vardır. Yüzmek omurgaya en iyi gelen egzersiz deniyor, ama imkanı olmayanlar ne yapmalı?Karın ve sırt kaslarını kuvvetlendiren yüzme sporu, düzenli olarak yapıldığında bel ağrısı tedavisinde çok önemli rol oynuyor. Yüzme imkanı olmayanlar için omurgaya yönelik egzersizler yapılmalıdır. Masa başında bile yapılabilen çok basit egzersizler var. Bunlar günde yaklaşık olarak 30-40 kere rutin halde yapıldığı zaman bel ya da boyun ağrıları için çok faydalı olur. Egzersiz yapmanın faydaları nelerdir?Egzersiz yapmak omurgayı ve omurgaya destek veren yapıları güçlendirerek; zorlanmayı ve yaralanma riskini azaltır, duruşu düzeltir, bel ağrısını azaltır, iyileşmeyi çabuklaştırır ve bel ağrısının tekrarını önler. Bu yüzden egzersiz fizik tedavi için olmazsa olmazlardan biridir.Pilates ve yoga çok popüler iki aktivite türü. Bunların omurgaya zararları var mı? Pilates ve yoga denge, kas gücü, esneklik ve doğru duruş kazandırmak için tüm bedeni güçlendirme ve esnekleştirme üzerine odaklanan egzersiz sistemleridir. Doğru şekilde uygulanıyorsa omurgaya zarar vermezler. Uygulanan egzersizlerin doğru ve kişinin ihtiyacı doğrultusunda olması gereklidir. Gereksiz zorlamalar ya da bilinçsizce yaptırılan hareketler sağlam bir omurgada bile problemlere yol açabilir. Ayrıca vücuttaki ufacık bir deformasyonu bile kalıcı sakatlığa çevirebilir ve kişinin farkında bile olmadığı bir fıtık başlangıcını tetikleyebilir. Bel-boyun rahatsızlığı olan kişiler doktor tavsiyesiyle ya da doktorun egzersiz yapmaya engel bir durum görmediğinde pilates veya yoga yapabilir. 

Counter Strike’a iki yeni kadın karakter

Counter Strike'a iki yeni kadın karakterChoijiyoon terör karşıtlarına ait olan istihbarat bürosunun bir üyesi. Ezeli rakibi Ritsuka engel olana dek görevi teröristlerin arasına sızmaktı. Ancak Ritsuka, onu Asya Kızıl Ordusu (ARA) hakkındaki gizli belgeleri incelemeye çalışırken yakaladı ve ülkesine geri dönmeye zorladı. Choijiyoon ise terör karşıtı üyelerden oluşan özel bir birlik oluşturdu ve tek amacı teröristlere ait o belgeleri yeniden ele geçirmek.Asya Kıtası’nda doğan Ritsuka ise küçük yaştan beri iç savaşın içinde. Kazandığı savaş deneyimlerinin ardından paralı askerken ARA’nın daimi üyesi oldu. Bu şekilde ARA’nın gizli belgelerini inceleyen bir ajanın (Choijiyoon) varlığından haberdar oldu.Daha fazla silah geliyorYeni iki kadın karakterin yanı sıra yüksek ateş gücüne sahip yeni özel silah seti de güncelleniyor. P228, Desert Eagle 50C, Dual Beretta, Five-Seven, M3, XM1014, TMP, MAC-10, UMPP45, P90, Galil, Famas, AK-57, M4A1, SG552, AUG, AWP, G3/SG-1, SG550 Commando ve M249’dan oluşan ilk ekin adı Total Weapon Klasik Set. Siz daha fazla silahın mümkün olamayacağını düşünürken AK-47 ve M4A1’in yer aldığı en iyi tüfek seti nişan alma yeteneklerinizi test etmek için eklenecek.Karakterler ve silahlar bu güncellemeyle birlikte gelen tek içerik değil tabii. NEXON Avrupa, Galeri adındaki küçük ve dengelenmiş bir harita sunarak ve Zombie: Klasik Modu için Dust 2 ve 747 haritalarını açarak oyuna daha fazla aksiyon getiriyor.  

Sim kartlardaki büyük tehlike

Sim kartlardaki büyük tehlikeRisk İnceleme Şirketi Security Research Labs için çalışan Nohl’un on yıl boyunca tüm dünyadan telefon operatörlerinin kullandığı sim kartları inceleyerek keşfettiği hatanın telefon konuşmalarının dinlenmesini, kaydedilmesini ve akıllı telefonlardaki güvenli banka uygulamalarına ulaşılmasını daha kolay hale getirdiği belirtildi.Tüm dünyada kullanılan sim kartların büyük bir kısmının Gemalto ve Oberthur Technologies adlı şirketler tarafından temin edildiğini söyleyen Nohl, hatalı kartların tamamen rastgele dağıtıldığına inandıklarını belirtti.Sim kartlara bir telefon numarası atanması ve kartların çalışır hale getirilebilmesi için telefon operatörleri özel bir “imza”yı kullanarak bu kartlara ulaşabiliyor ve kartları istediği şekilde kontrol edebiliyor. Bu imzaya sahip olmayan hiç kimse kartı kontrol etmeyi başaramıyor.Nohl araştırması sırasında sim karta özel “imza” elinde bulunmamasına rağmen kartlara ulaşmaya çalıştığını, kartların yarısının girişini reddettiğini ancak hatalı kartların kendisine bir hata mesajı ve karta ulaşımı sağlayacak “imzayı” geri yolladığını belirtti.Nohl, “İmzaya ulaştıktan sonra ne isterseniz yapabilirsiniz. Yani bana bir telefon numarası verin, eğer şanslıysam ve o sim kart hatalıysa birkaç dakika içinde o telefona girebilir, her özelliğini kontrol edebilir, hatta sim kartın bir kopyasını yaratabilirim” dedi.

Yanlış ödedik geri verin!

SGK, Konya’da vatani görevini yerine getirirken sağ bacağını kaybedip gazi olan Hasan Ata’ya takılan protez bacağın parasını, Ata’nın “terör gazisi olmadığı” gerekçesiyle geri ödemesini istedi. Ödeme yapılmayınca icra takibi başlattı.

Konya’da oturan Hasan Ata, 1993 yılında Gaziantep’de vatani görevini yaparken cinnet geçiren asker arkadaşının tüfeğiyle ateş açması sonucu sağ bacağını, Mustafa Azgın isimli kişi de, 1987 yılında İstanbul’da askerliğini yaparken düzenlenen NATO tatbikatı sarasında mayının patlaması sonucu sağ kol ve bacağı ile sol gözünü kaybetti.

Ata ve Azgın’a ‘Vazife malulü’ statüsünde, SGK Genel Müdürlüğü tarafından 2009 yılında yayımlanan genelge doğrultusunda rahat ve seri bir şekilde kullanabilecekleri elektronik protez kol ve bacak takılarak ödemesi yapıldı.

“Yanlış ödedik geri ödeyin”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri, 2011 yılında protez kol ve bacak ödemeleriyle ilgili yaptığı incelemelerinde, Hasan Ata ve Mustafa Azgın’dan malul oldukları olayların ’3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’ dışında kaldığını ve terör gazisi olmadıklarını ve malulen emekli statüsünde bulunduklarını belirledi.

Müfettişlerin hazırladığı bu rapor üzerine Hasan Ata’dan elektronik protez bacak takıldığı için faiziyle birlikte 74 bin lira, elektronik protez kol ve bacak takılan Mustafa Azgın’dan yine faiziyle birlikte 94 bin lira istendi.

Haciz şoku

Hasan Ata, SGK’nın istediği parayı ödemeyince hakkında icra takibi başlatıldı. Parayı ödeyecek gücü olmadığını ve kurumun yaptığı yanlışlığı düzeltmesini beklerken hakkında icra takibinin başlatıldığını öğrendiğini belirten Ata, “E-devlet’ sisteminde, SGK’nın 15 Şubat tarihi itibariyle ödediği parayı tahsil etmek için Konya 1′inci İcra Mahkemesi’ne icra takibi işlemi başlattığını öğrenince şok oldum” dedi.

“SGK kendi hatasını bize ödetiyor”

İlk önce ödemeyi kabul eden, daha sonra ödediği protez parasını isteyen SGK’nın kendi hatasının faturasını çektiklerini kaydeden Hasan Ata, şöyle konuştu:

“Protezleri aldığımız dönemde eğer bize ödenmeyeceği söylenseydi, bize sunulan imkanlar çerçevesinde protez yaptırırdık. Ama önce ödemesini yapıyor, sonra da parayı tahsil etmeye çalışıyor. Benim bu parayı ödemem mümkün değil. 3 aydan 3 aya aldığımız 4 bin 500 liraya yakın gazi maaşı ile geçiniyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık”

“Devlet bize bu protezi layık göremedi”

Hasan Ata, protez paralarının geri ödemesi istendikten sonra SGK’ya yaptıkları başvuruda, yetkililerin kurumun hatası olduğunu söyleyip düzeltme yapılacağını söylediklerini, düzeltme yapılmasını beklerken haciz şoku yaşadıklarını belirtti.

Hakkındaki İcra takibiyle ilgili tebligatın adresine gelmesini beklediğini ifade eden Ata, tebligat ulaştıktan sonra icra işlemi için itirazda bulunacağını söyledi.

“Dava sonucunu bekliyorum”

Aynı durumda olan gazi Mustafa Azgın da, askerde yaşadıkları olayın ardından ‘Vazife malulü’ olarak emekli olduğunu belirtirken, şöyle konuştu:

“Protez kullanmaya başladım. Protezlerim eskidiği için değiştirmek amacıyla SGK’ya müracaat ettim. Yeni sistem protez alacağımı bildirdim. Bana bu protezin SGK tarafından ödeneceği yazılı olarak bildirildi. Bunun üzerine 2009 yılında protezimi yaptırdım. Kullanmaya başladıktan 2 yıl sonra yanlış ödeme yaptıkları söyleyerek parasını geri istediler. Parayı ödeyemeyeceğimi söyleyerek Konya 1′inci İş Mahkemesi’ne dava açtım. Şu anda dava devam ediyor. Bu davayı kaybedersen benden de parayı geri isteyecekler. Yeni ikiz çocuklarım oldu ve zaten zorluklar içerisinde geçiniyorum.”

“Protezleri iade edeceğiz”

Son aşamada protezleri SGK’ya iade edeceklerini kaydeden Mustafa Azgın, “Protezleri SGK müdürlüğüne teslim edelim. Biz alıştık nasıl olsa. Protezsiz de gezeriz” dedi.

İsa kansere yenildi

Adana’da 9 yaşında kanser hastalığına yakalanan İsa Tek (15) tek hayali olan Galatasaray Teknik Direktörü Fatim Terim ile tanışamadan hayatını kaybetti.| Nevin Tek (47), 20 yıl önce Ali Tek (45) ile severek evlendi. Bu evlilikten İsa (15) ve Derya (17) isimli iki çocukları oldu. İsa 9 yaşına geldiğinde 4. sınıftayken kusma şikayetiyle rahatsızlandı ve bu nedenle hastane hastane dolaşmaya başladılar. Aradan 1.5 yıl geçtikten sonra İsa’nın beyninde tümör olduğu ve kanserin bütün vücudunu sardığı saptandı. Bu arada geç teşhis konulduğu için İsa, görme yeteneğini de kaybetmeye başladı. Bir süre sonra kemoterapi tedavisi görmeye başlayan İsa, okuluna da gidemedi. Doktorların kısa sürede hayatını kaybeder dediği İsa Tek, tam 6 yıl yatağa düşene kadar kanserle mücadele etti. Ancak son zamanlarda artık yürüyemez hale geldi.

Koyu bir Galatasaraylı olan İsa Tek 2010 yılında ölmeden Galatasaraylı futbolcuları görmek istediği için babası Ali Tek ile birlikte Galatasaraylı futbolcuları antremanda ziyaret ederek onlarla sohbet etti. Futbolcular İsa Tek’e imza verdi. Ancak koyu bir Galatasaraylı olan İsa Tek, bu takımı başarıdan başarıyı koşturan ve hemşehrisi olan Fatih Terim ile de tanışmak istiyordu. Ancak maddi imkanı olmadığı için bir türlü yeniden İstanbul’a gidip Fatih Terim ile tanışamadı. Görme engelli olmasına rağmen İsa Tek Galatasaray’ın bütün maçlarını takip ediyordu. Geçtiğimiz hafta salı günü babası Ali Tek’e, “Galatasaray’ın şampiyonlar ligi maçını dinleyebilir miyim acaba, Galatasaray’ın çeyrek finale çıktığını da duyar mıyım” dedi.

Bu arada rahatsızlığı artan İsa Tek ertesi gün Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Seyhan Uygulama Merkezi’ne kaldırıldı. Ancak 6 yıldır mücadele ettiği küçük bedeni kanserle mücadele edemiyordu. Doktorların ameliyata aldığı İsa Tek, hayatını kaybetti. İsa Tek, son hayali olan Galatasaray’ın çeyrek finale yükselmesi ve Fatih Terim ile tanışmayı gerçekleştiremeden dünyaya gözlerini kapadı. Tek’in ailesi 6 yıldır hayatta tutmaya çalıştıkları çocuklarının ölümü ile yıkıldı.

Baba Ali Tek, artık sözün bittiği yerde olduklarını ateşin düştüğü yeri yaktığını belirterek, “Hasta halinde bile bana destek olan biricik oğlum artık yanımda yak, herkes taziyeye geliyor ama benim oğlum yok” diye ağladı.

Anne Nevin Tek ise oğlunun hayat dolu bir insan olduğunu Galatasaray fanatiği olduğunu belirterek, “Oğlum Galatasaraylı futbolcular ile tanıştı ama Fatih Terim ile bir türlü tanışamadı. O okuyup doktor olmak istiyordu ama hastalandıktan sonra doktor olmaktan vazgeçti. Çünkü doktorlar ana bakmadı. Oğlum gözlerim görmüyor dediğinde doktorlar inanmadığı için oğlum çok sevdiği doktorluk mesleğinden soğudu. Oğlum kendi hasta olmasına rağmen bize moral verip, kendisine bir şey olmayacağını söylüyordu. Ama onu kaybettik” diye gözyaşlarına boğuldu.

İsa Tek’ni okul ve çocukluk arkadaşları da anne ve babayı yalnız bırakmayarak taziye de bulundu. Anne ve baba ile birlikte ağlayan Tek’in çocukluk arkadaşı Selma Kara, “Ben onun çocukluk arkadaşıyım 9 yaşına kadar bir şeyi yoktu, birden rahatsızlandı onu kaybettik. O çok iyi bir insandı, ben Fenerbahçeliydim, o Galatasaraylıydı hep birbirimize takılırdık ama şimdi o yok” diye ağladı. Sınıf arkadaşı Ayşe Nur Gülbeyaz ise 4. sınıfa kadar beraber okuduklarını anlatarak, “4. sınıfta İsa birden rahatsızlandı ve okula gelemez hale geldi. 4. sınıfa kadar dersleri çok iyiydi. Hep takdir alıyordu. Okul birincisiydi onun öldüğünü hala inanamıyorum çok üzülüyorum” dedi.

Eğitime grip arası!

Ardahan’ın Posof ilçesinde meydana gelen grip salgınından dolayı öğrenciler tatil edildi.

Halitpaşa Yatılı Bölge Ortaokulu’nda grip salgını şüphesiyle yapılan sağlık taraması sonucunda, bugün öğlenden sonra başlamak üzere 1,5 günlük Hıfzıssıha kararı ile tatil kararı alında alındı.

Alınan bilgilere göre, bugün hastalıktan dolayı 90 öğrenci okula gelmediği için sağlık taraması yaptırıldı. Çıkan sonuçta 140 öğrencide hastalık tespit edilerek Halit Paşa Yatılı Bölge Orta Okulu pazartesi gününe kadar tatil edildi.

İbo’dan şok açıklama

İbrahim Tatlıses, usta sanatçı Müslüm Gürses’in vefat haberinin ardından bomba bir iddiada bulundu.

İbrahim Tatlıses, sanatçı Müslüm Gürses’in vefat haberinin ardından Magazinoteli.com sitesine şaşırtan bir açıklamada bulundu.

İşte Tatlıses’in o açıklaması:

“Senaryo hastanenin aynen planladığı gibi gitti. Baba zaten 1 hafta önce vefat etmişti. Bununla ilgili menajerinin de haberi vardı. Benim de haberim vardı. Hatta hastaneden bir doktor Müslüm Babanın ex olduğunu fakat ailesine söyleyemedikleri için cihaza bağlı tuttuklarını bizzat benim bir yakınıma söylemiş. Doktorlar kimi uyutuyor. Babanın beyin ölümü bir hafta önce gerçekleşmişti zaten. Ben bunu dün akşam sayın Sağlık Bakanımızla, Sezen Aksu’yla ve ayrıca Hülya Avşar’la da paylaşmıştım. Babanın ölümü kalp yetmezliği, akciğer falan filan değil. Resmen yoğun bakımda kaptığı mikroptan öldü. Dün akşam sayın Sağlık Bakanımıza babanın birkaç gün önce yaşadığı yönünde yapılan açıklamaların yalan olduğunu, yarın hastanenin ölüm haberini duyuracağını söylemiştim. Ve aynen de öyle oldu.

Rahmetli babamın da dediği gibi ölü bizim Allah rahmet eylesin.

Babaya Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Allah mekanını cennet etsin…”

Müslüm Gürses’in menajeri Nevzat Takmaz’dan İbrahim Tatlıses’in açıklamalarına jet yalanlama geldi. Takmaz, ‘Müslüm Gürses bir hafta önce öldü’ iddiası şu açıklamayı yaptı:

“Yaklaşık 4 aydır hastanede Müslüm Abimin yanındayım. Tüm yaşananları ben biliyorum. Başta hastane sahibi Turgut Aydın Bey’e, tüm hastane çalışanlarına, kafeterya personeline, yoğun bakım personeline emekleri için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sayın Bingür Hoca’dan, Deniz Bey’den Allah razı olsun. Bütün imkanlarını abim için seferber ettiler. 4 aydır abimin yanında oldular ben de onlarla beraber bu olayları bizzat yaşadım.

Son bir haftadır abimin durumu çok kritik olmasına rağmen umudumuzu yitirmedik. Ellerinden gelen tüm imkanları sağ olsunlar sundular. Eğer abim başka bir hastanede olsaydı belki de 1 ay, 1.5 ay önce kaybetmiştik. Tedavisinin yaklaşık 1 trilyon lira tuttuğunu da biliyorum. Ancak Turgut Bey, abimin hastanesinde misafir olduğunu söyledi. Allah ondan razı olsun. Ona çok teşekkür ediyorum. Suni akciğer cihazını getirterek, onun hayatta kalması için ne gerekiyorsa yaptı. Hatta, cihazın yedeğini de getirerek onun tedavisi için bekletti. Her şey için çok teşekkür ediyorum. Bir hafta öncesine kadar umudum çoktu. Ancak son bir haftadır durumunun çok kritik olduğunu ve onu her an kaybedebileceğimizi biliyordum. Çünkü her şeyi ben başından beri burada; gerek yoğun bakımda, gerekse hocalarımızla birlikte takip ettik.

Bir hafta önce öldüğü söyleniyor. Ama bu sabah bütün müdahalelere rağmen sabah 08.30′da abimi kaybettik. Kim ne derse desin olayları ben yaşadım, kimse yanımda değildi. Yalnız Muhterem Hanım ve ben bu olayları beraber yaşadık. Herkesin elinden geleni yaptığına inanıyorum.”

"